Kinik Felsefe ve Toplumsal Kimliğin Reddi

Komşu Kapısı Derneği & Opus Noesis işbirliğiyle…
Cicero, felsefeyi gökyüzünden yeryüzünde indirenin Sokrates olduğunu söylemişti. Kastettiği şey, felsefede inceleme konusunun, doğadan insana ve onun toplumsal varlığıyla katıldığı kent yaşamına kaydığıydı. Sokratesçi geleneğin ilk meyvelerinden olan Kinik felsefe sadece teoride değil, aynı zamanda pratikte de bir yaşam tarzı olarak insanın toplumsal kimliğini toptan reddeder. Bu yüzden Kinikler, toplumu meydana getiren tüm değer yargılarını, politik kurumları, yasaları ve elbette politikacıları daimî olarak protesto eden bir yaşam tarzını benimsemiştir. Bu yaşam tarzı diğer felsefe ekollerinin de idealize ettiği erdemli yaşam ülküsünü merkeze yerleştirirken doğayı rehber edinir. Toplumsal olan ile alanın karşısına doğal olan ile alanı çıkarır; insanı toplumsal kimliğinden sıyırarak doğal kimliğini bulmaya çağırır. Bu çağrı bugünün dünyasından nasıl okunmalı ve bugünün insanlarına ne verebilir? “Delirmiş Sokrates” olarak felsefe tarihinde tanımlanan Kinik Diogenes, Sokrates’ten farklı ne söylemişti? Başka hiçbir Yunan felsefe ekolünde görmediğimiz ölçüde toplumsal muhalefetin sergilendiği kinik yaşam tarzı, bugün şikayetçi olduğumuz evrensel politik ve toplumsal düzlemin tüm unsurlarına karşı bize felsefî bir temel sunabilir mi?